Iİ

İvan Sergeyeviç Turgenyev

İvan Sergeyeviç Turgenyev Biyografisi

Rus edebiyatının en büyük isimlerinden biridir. Kendisi toprak sahibi bir asilzâde olmasına rağmen, toprak sahipleri ile yoksul köylüler arasındaki çelişkilere uyarı çekmiştir.

Tüm eserlerinde döneminin düşünsel akımlarını, toplumsal çelişkileri, Rus asilleri ile köleler arasındaki uyuşmazlığı fazla realist biçimde yansıtmıştır.

Edebiyatı sosyal gelişmenin bir arabulucu olarak görmüş; roman, öykü, tiyatro türlerinde yazmıştır.

İvan Sergeyeviç Turgenyev, 28 Ekim 1818 tarihinde Rusya‘da Orel şehrinde zengin bir ailede doğmuştur. Annesi Varvara Petrovna Lutovina, babası Süvari albayı Sergei Nikoleviç Turgenyev’dir. Aile 1827’de Moskova‘ya taşınır. Babası 1836 yılında vefat eder. İvan Sergeyeviç Turgenyev, özel okullarda eğitim görüp, özel öğretmenlerden dersler alır. Az Önce bir çocukken; Almanca, İngilizce ve Fransızca’yı anadili gibi konuşmaya başlar.

Turgenyev, daha on beş yaşlarındayken Moskova Üniversitesi‘ne girdi. Yüksek öğrenimi için önce Moskova’da okurken, ertesi yıl babasını kaybetti ve kaydını St. Petersburg Üniversitesi’ne aldırdı. St. Petersburg’a geçen İvan, Rus dili ve edebiyatı eğitimini kendi ülkesinde 1836 yılında Felsefe Fakültesi edebiyat dalını iyi dereceyle bitirdi. Sonradan Almanya’ya gider ve 1838-1841 yılları arasında Berlin Üniversitesi’nde felsefe okur.

1842 yılında usulsüz bir çocuğu oldu.

sonra St. Petersburg’a geri dönüp iki sene İçişleri Bakanlığı’nda çalışır. “Paraşa” adlı şiiri yazdı ve bu sayede Belinski gibi edebiyatçılarla tanışıp, edebiyat çevrelerine girmeye başladı. 1944’te birincil öyküsü “Andrey Kolosov” yayımlandı. Ertesi yıl bakanlıktaki görevinden istifa etti.

İvan Sergeyeviç Turgenyev, Fransa’da tanıştığı “Gustave Flaubert” ile sıkı bir arkadaşlık kurarak, daha sonraki yıllarda realizm akımının öncülerinden biri olmuştur.

“Hor ve Kaliniç” adlı öyküsü 1847 yılında Sovremennik’te (Çağdaş) yayımlandı. 1850’de annesini kaybetti, Lüzumsuz Bir Adamın Günlüğü ve Köyde Bir Ay eserlerini kaleme aldı. 16 Nisan 1852 tarihinde yazdığı Nikolay Vasilyeviç Gogol’ün 4 Mart 1852 tarihindeki ölümü üzerine kaleme aldığı bir yazıdan daha sonra benzer sene yayımlanan Avcının Notları eserinin de etkisiyle tutuklandı ve bir ay hapiste kaldıktan daha sonra Spasskoe’ye sürüldü.

İLGİLİ BİYOGRAFİ :   İsmail Hakkı Tonguç

İvan, ilk olarak 1850 yılında “Lüzumsuz bir Adamın Günlüğü” adını verdiği novellasıyla, ölümünden birkaç gün önce zihninden geçenleri anekdot defterine aktaran bir yazarın hikâyesini anlatarak, yakın çevresine adını duyurur. Şöhretini ise 1852 yılında “Bir Avcının Notları” ile pekiştirir. İvan gençlik yıllarında özel eğitiminden geri kalan zamanları avcılıkla geçirmiştir. Korunaklı malikânesinden çıkıp köylülerle, serflerle, tüccarlarla tanışabilmiş olması, onların dilini anlayıp, hayat tarzlarını yakından gözlemleyebilmiş olması yazarlık hayatında ona özRusya’daki kurulu düzenin, derebeylerinin, toprak ağalarının zulmünü, adil olmayan bu sistemin mağdurları olan serfleri, onların yoksul, acınacak halde hayatlarını kaleme alan bir entelektüel olarak anılacaktır.

İvan Turgenyev, Lev Tolstoy ile ilk olarak 1855 yılında St. Petersburg’da tanıştı.

1855 yılında yazdığı birincil romanı Rudin, Sovremennik’te 1856’da yayımlandı. Bu dönemde yurt dışına seyahat etmeye başlayan Turgenyev, Paris, Berlin, Londra gibi şehirleri dolaştı. Fransa’da yaşadığı dönemde Gustave Flaubert, George Sand, Emile Zola, Alphonse Daudet, Edmond de Goncourt ve Henry James’le dostluk etti. 1879’da Rusya’yı ziyaret etti ve coşkuyla karşılandı. Benzer sene Oxford Üniversitesi’nden fahri doktora aldı. Ertesi sene Moskova’daki Puşkin anıtının açılışında bir hitabe yaptı.

Yapıtlarındaki ince duygulu karakter çizimleri, lirik-müziksel dil onu Rus gerçekçiliğinin temsilcisi yapmakla kalmaz, dünya edebiyatının büyükleri arasına da sokar. Turgenyev, eserlerinde serflik ilişkilerinin insana aykırılığını, feodal-asilzade Rusya’nın yıkılışını, yeni burjuva-demokratik güçlerin yükselişini gerçekçi biçimde yansıtmıştır.

Batıyla Doğu aralarında kendini sıkışmış hisseden yazarın Çarlık Dönemi’nin Rus entelektüellerini irdelediği “Aristokrat Yuvası” adlı romanı 1859 yılında yayınlanır.

1859 yılında annesi de ölünce, geriye kalan topraklar serfler (toprak ağası namına çalışan köylü) arasında dağıtılırken Turgenyev’e de bütün hayatını rahatça idame ettirebileceği yüklü bir miras kalmıştır. Böylece dünyasal sorunlardan kurtulan yazan başyapıtı, “Babalar ve Oğullar” üzerinde çalışmaya başlar.

İLGİLİ BİYOGRAFİ :   İsmail Hacıoğlu

Gençliğinde köylü kızlara duyduğu ilgiyi ve bu ilişkilerden doğan bir gayrı yasal kızını saymazsak Turgenyev hiç evlenmemiş, babalığını üstlendiği bir çocuk sahibi olmamıştır.

Özel hayatı, gönül maceraları pek bilinmeyen Turgenyev’in otuzlu yaşlarda tanıştığı Pauline Viardot ise devasız bir aşk macerası olarak yaşamına damga vurmuştur. Altı öbür dili konuşabilen, iyi bir piyanist ve şarkıcı olan sevgilisi evli olduğu için bu çiftin benzeri fiziksel, yarı hissi beraberliği kısa süreli ilişkiler biçiminde uzun yıllar devam eder.

Bozkırda Bir Kral Lear (1870), Ham Toprak (1877) gibi eserleri eleştirmenlerden beklediği tepkiyi alamadı ve kendini mutsuz hisseden Turgenyev, son kere ülkesini terk edip hayatının son dönemini bir türlü vazgeçemediği kadının, Pauline Viardot’nun yakınlarında, Paris’te geçirdi.

İvan Sergeyeviç Turgenyev, 3 Eylül 1883 tarihinde Fransa‘da Paris yakınlarındaki Bougival kasabasında öldü. Ölmeden önceki arzusu gereğince naaşı Rusya‘ya getirildi ve Belinski’nin mezarının yanına gömüldü.

Eserleri :
1852 – Bir Avcının Notları (Öykü)
1855 – Rudin (Roman)
1855 – Aristokrat Yuvası (Roman)
1858 – Arefe (Roman)
1862 – Babalar ve Oğullar (Roman) (nihilizm konusunda yazılmış ilk roman)
1867 – Tuğbay (Öykü)
1870 – Duman (Roman)
1870 – Bozkırda Bir Kral Lear (Hikaye)
1876 – Bakir Toprak (Roman)
1860 – İlk Aşk (Roman)

İvan Sergeyeviç Turgenyev Sözlerinden Bazıları:
İrade, özgürlükten daha kıymetli olan tek şeydir.
Bazı yaralar vardır ki, kapanmış olsalar bile dokununca sızlarlar.
“İrade, özgürlükten daha değerli olan tek şeydir.” (“İlk Aşk” adlı romanından)
İnsanoğlunun duaları hep mucizeler içindir. Hertürlü dua fiilen şuna indirgenebilir: Yüce Tanrım, lütfen iki defa ikinin dört etmemesini sağla…
Vefat eski bir olaydır, lakin her insana yeni görünür.
Beni unutursunuz! Ölüler Canlılar’a dost olamaz…
Hıristiyanlığın sana yardımı dokunmuyorsa, sen de filozof ol, kalender bir filozof!
Bir adama ‘aptal’ deseler de dayak atmasalar üzülür; lakin ‘akıllı’ deyip de daha sonra onun parasını vermeseler, hoşgörü alır!
Uyurken bana bakma. Uyuyan her insan aptal görünür.
Bir bayan yarım saatlik bir konuşmayı devam ettirebiliyorsa, bu bile iyiye işarettir.
İnsan her şeyi anlayabilir… Meltemin nasıl estiğini de, güneşte olup bitenleri de…Gel gelelim, kendisinden başka bir insanın burnunu neden diğer türlü sildiğini bir türlü anlayamaz.

İLGİLİ BİYOGRAFİ :   Işılay Saygın
Etiketler
Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı