S

Sezai Karakoç

Sezai Karakoç Biyografisi

Şair Sezai Karakoç, bununla birlikte 2007 yılında yerleşmiş olan Yüce Diriliş Partisi’nin kurucusu ve başkanıdır.

Sezai Karakoç, 22 Ocak 1933 tarihinde Diyarbakır ilinin ilçesi Ergani’de doğduğu gözükmekle beraber gerçekte doğum gününün mayıs içinde olduğu belirtilmektedir. Emine Hanım ve Yasin Bey’in oğlu olarak dünyaya geldiğinde ailesi, ona “Muhammed Sezai” adını verdi. Fakat bu isim Nüfus Müdürlüğünde yaşanan bir yanlış sonrasında “Ahmet Sezai” olarak kaydedildi. Çocukluğu Ergani, Maden ve Dicle ilçelerinde geçti. 1938’de Ergani’de, 3 aylık ilkokul öncesi ihtiyat sınıfı ile eğitim hayatına başladı. İlkokulu 1944 yılında Ergani’de bitirdi. sonra Maraş Ortaokulu’na parasız yatılı olarak okudu ve 1947 yılında burayı bitirerek Gaziantep‘te tekrar parasız yatılı lise öğrenimine devam ederek. Gaziantep Lisesi’nden 1950 yılında mezun oldu. Ardından Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni kazanarak başladığı yüksek öğrenimini 1955 yılında fakültenin mali şubesinden mezun oldu.

Sezai Karakoç, şiirler yazmaya genç yaşta başlamıştı. Gerisinde şiirle ilgili görüşlerini yazmaya başladığında şiir anlayışını da yazdı. Hatta bu konudaki düşüncelerini taşıyan 3 kitaba, “Edebiyat Yazıları” adını verdi.

Üniversiteden mezun olduktan sonra mecbur hizmeti için Maliye Bakanlığı’nda Define Genel Müdürlüğü dış tediyeler muvazenesi bölümüne atandı. sonra maliye müfettişliği sınavını kazanarak, 11 Ocak 1956 tarihinde müfettiş yardımcılığı görevine başladı. 1959 yılında İstanbul‘da gelirler kontrolörü görevine getirildi. Bir ara Ankara‘ya çağrılıp Yeğenbey Vergi Dairesi’nde görevlendirilirse de kısa bir müddet sonra yine İstanbul’daki görevine döndü.

1960 – 1961 yıllarında yerine koyma subay olarak Ankara ve Ağrı’da yaptığı askerlik görevinden daha sonra İstanbul’daki görevine kaldığı yerden devam etti. 1965’cilt 1973’e değin çoğu kez istifa etti. 1973’deri bu yana da hiçbir resmi devir almadı.

Sezai Karakoç, lise yıllarında 16 yaşında iken Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu’yu peşine düşüp takip ettiği zamanlardı. Bir gün, cesaret edip Necip Fazıl Kısakürek’e bir mektup yazdı ve içine Mehmet Levendoğlu imzasıyla yazdığı “Dayanma” adlı şiirini de ekledi. Dergiye gelen 300 şiir arasından Sezai’nin “Katlanma” şiiri seçildi ve dergide yayımlandı.

İLGİLİ BİYOGRAFİ :   Coşkun Aral

Sezai Karakoç’u dostu Cemal Süreya, ona, yarattığı gizemli şiir tarzından ötürü “Sezo” diyordu ve onu,“Mehmet Akif Ersoy ve Necip Fazıl Kısakürek karışımı şair” olarak tanımlıyordu. Düşüncesi, yaşam biçimi ve şiirleri ile Türk şiirinin yaşamış efsanesi oldu.

Sezai Karakoç, bilhassa Monna Rosa adlı şiiri ile birlikte anılmaktadır.

Sezai Karakoç, İstanbul’da 1960 yılı Nisan ayında Diriliş Dergisi/Gazetesini çıkarmaya başladı ve 1974 yılında da “Diriliş Yayınları” Yayınevini kurmuştur. Sezai Karakoç, 1961 – 1964 yılları aralarında Pazar Postası, Yeni İstiklal dergilerinde; 1964 – 1967 yılları aralarında Necip Fazıl Kısakürek’in Büyük Doğu Dergisi’nde, şiir, tenkit ve denemelerini yayımladı.

Sezai Karakoç, 1990 yılında “güller açan gül ağacı” amblemiyle Diriliş Partisi‘ni kurdu. Yedi yıl partinin genel başkanlığını yürüttü. Fakat bu parti 19 Mart 1997‘de tekrar tekrar iki kez genel seçime girmediği için kapatıldı. Bu partinin devamı özelliğinde 2007 yılında Ulu Diriliş Partisi‘ni kurdu ve halen partinin genel başkanlık görevini yürütmektedir. 2007 yılının nisan ayından beri her cumartesi akşamı, Ulu Diriliş Partisi İstanbul İl Başkanlığı’nda değerlendirme konuşmaları yapmaktadır. Bu konuşmalar partinin internet sitesinden canlı olarak yayınlanmaktadır.

1968’de, MTTB Milli Hizmet Madalyası; 1970’de, Sürgün Macar Yazarlar Gümüş Madalya Ödülü; 1982’de, Yazarlar Birliği Öykü Ödülü; 1988’de Türkiye Yazarlar Birliği Üstün Hizmet Ödülü; 1991’de de Dünya Kültür ve Sanat Akademisi Ödülleri’ni değer görüldü. Fakat Sezai Karakoç, bu ödüllerin hiçbirini kabul etmedi. 2006’da, Sezai Karakoç, Kültür Bakanlığı Özel Ödülü’ne değerinde görüldü. Bakanlığa, ödülün para kısmının kültür sanat işleri için harcanmasını, öteki kısmının sa bildirdiği adres gönderilmesini rica ettiğini açıklayan bir mektup yazdı. 2011 yılında Cumhurbaşkanlığı Edebiyat Ödülü’ne değerinde görüldü lakin kendisine bahşedilen plaket ve para ödülünü reddederek bu ödülü almaya gitmedi.

Sezai Karakoç, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden Cemal Süreya derslik arkadaşı idi. Benzer sınıfta olan Muazzez Akkaya adındaki kıza aşık olmuştu ve ona ithafla Mona Rosa adlı şiirini akrostişli yazmıştır.

İLGİLİ BİYOGRAFİ :   Sami Hazinses

Sezai Karakoç ve Cemal Süreya mükemmel iki dosttu ve bir dönem işleri gereği ayrı şehirlerde yaşamaları gerekti. Hafıza paylaşımlarını mektuplaşarak sürdürmeye devam ediyorlardı. Ne vakit yeni bir şiir yazsalar, anında bir mektubun ucuna iliştirilip paylaşılıyor ve yorumlanıyordu. Bir gün, Sezai, Cemal Süreya’ya, “Balkon” adını verdiği şiirini yolladı. Cemal Süreya şiire hayran kalmıştı. Dayanamamıştı ve neticede birkaç gün sonra Pazar Postası adlı dergi Sezai Karakoç’un önündeydi. Dergide Cemal Süreya’ya mektubundan pasajlarla birlikte Balkon şiirini de gördü. Cemal Süreya’nın yaptığı aleyhinde öfkesi fazla büyüktü Sezai Karakoç’un. Anında kaleme kağıda sarıldı ve çok sert bir mektup yazdı arkadaşına. Fakat birkaç gün sonra mektup kendisine geri döndü. Öfkesinden Cemal Süreya’nın adresini eksik yazmıştı.
Bir mektup daha yazdı. Cemal Süreya’ya, “Sana çok ağır bir mektup yazmıştım. Kızgınlıkla adresi yetkisiz yazmışım; mektup geri döndü. yeniden benden habersiz bunu yapma!”diyordu.

Cemal Süreya’nın yaptığı her ne kadar Sezai’yi kızdırsa da yeni yollar açacaktı. Çünkü daha sonra Muzaffer İlhan Erdost, Garip Akımı’na karşıt bir dil oluşturan yeni bir şiir akımının oluştuğunu haber veriyordu ve onun da isim babası Sezai Karakoç olacaktı.“İkinci Yeni” olarak kararlaştırılan akımın şiir üslubunun ise, “Yeni – Realist Şiir” olarak anılmasını istemişti.

MONA ROSA

Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister.
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

Ulur avuç içi karşı kirli çakallar,
Korkak ürkek bakar tavşanlar dağa.
Mona Rosa bugün bende bir hal var.
Yağmur iri iri düşer toprağa,
Ulur avuç içi aleyhinde lekeli çakallar.

Açma pencereni perdeleri çek,
Mona Rosa seni görmemeliyim.
Bir bakışın ölmem için yetecek.
Anla Mona Rosa ben bir deliyim.
Açma pencereni perdeleri çek.

İLGİLİ BİYOGRAFİ :   Suna Keskin

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi,
Bende çıkar güneş aydınlığına.
Bir nişan yüzüğü bir kapı sesi.
Seni hatırlatır daima bana.
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi.

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
Işıksız ruhumu sallar da durur.
Zambaklar en ıssız yerlerde açar.

Ellerin, ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi.
Ellerinden belirlenmiş olur bir bayan,
Denizin dibinde geziyor gibi.
Ellerin, ellerin ve parmakların.

Süre ne de tez geçiyor Mona.
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana,
Bakma alışılmadık tuhaf göğe bu değin.
Süre ne de ivedi geçiyor Mona.

Akşamları gelir incir kuşları,
Konarlar bahçemin incirlerine.
Kiminin rengi ak kiminin sarı.
Ah beni vursalar bir kuş yerine.
Akşamları gelir incir kuşları.

Oysa ben Mona Rosa bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında.
Hayatla doldurur bu anlamsız yelkeni.
O masum bakışların su kenarında.
Oysa ben Mona Rosa bulurum seni.

Küskün dargın bakma yüzüme Rosa.
Hemen Şimdi dinlemedin benden türküler.
Benim aşkım uymaz pek her saza.
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler.
Küskün gücenmiş bakma yüzüme Rosa.

Artık inan bana muhacir kızı,
Dinle ve kabul et itirafımı.
Bir soğuk, bir mavi, bir ilginç sancı
Ateş alev sardı her tarafımı.
Bundan Böyle inan bana muhacir kızı.

Yağmurdan daha sonra büyürmüş başak,
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış.
Yağmurdan sonradan büyürmüş başak.

Altın bilezikler o kokulu deri
Cevap versin bu kuş tüyüne.
Bir tüy fakat can verir gülümsesen,
Bir tüy fakat kapalı geceye güne.
Altın bilezikler o kokulu ten.

Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş acınacak şey ister,
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

Etiketler
Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı