C

Charles Bukowski

Charles Bukowski Biyografisi

Henry Charles Bukowski, 1920 doğumlu Amerikalı şair ve yazan. Binlerce şiir, yüzlerce kısa öykü, 6 roman yazmıştır ve bu eserleri 50’den pozitif kitapta toplanmıştır. Eserlerinde Los Angeles’taki hayatından fazla etkilendiği görülür. Tarzı en çok taklit edilen yazarlardan biridir.

Bukowski, 16 Ağustos 1920 tarihinde Andernach, Almanya’da dünyaya geldi. Asıl adı Heinrich Karl Bukowski’ydi. Annesi Katharina Fett bir Almandı ve kadın terzisiydi, babası ise Polonya kökenli bir Amerikalıydı, askerdi. İkili Birinci Dünya Savaşı sonunda tanışmıştı. Bukowski 2 yaşındaylen ailesi Los Angeles’a taşındı. Yazarın “Ham on Rye” romanında detaylı biçimde anlattığına göre babası aralıksız işsizdi ve Bukowski’yi sürekli döverdi. Los Angeles Lisesi’nden mezun olduktan sonra Los Angeles Üniversitesi’ne kaydolan Bukowski burada edebiyat, gazetecilik ve sanat dersleri aldı, 2 yıl sonunda okulu bıraktı. Yazan sadopluma aldığı aleyhinde tavrı bu dönemlerde filizlendirmişti. Fazla ufak yaşta alkolle tanıştı.

Okul yıllarında Bukowski eline geçen herşeyi okumaya ve hikayeler yazmaya başlamıştı. Birgün babası hikayelerinden bazılarını buldu ve öfkeden deliye dönmüş bir şekilde bütün eşyalarını ve yazılarını değil etti. Bunun üzerine Bukowski evi terk etti.

24 yaşına geldiğinde, yazarın “Aftermath of a Lengthy Rejection Slip” adlı kısa hikayesi Story Magazine adlı dergide basıldı. Bu, kariyeri için bir dönüm noktası idi. Bundan 2 yıl daha sonra “20 Tanks From Kasseldown” hikayesi Portfolio III dergisinde yayınlandı. Bukowski, hikayelerinin yavaş büyüyen basım sürecinde düş kırıklığına uğrayarak yaklaşık 10 yıl baştan başa yazı yazmadı. Bu 10 sene her tarafında Los Angeles’ta yaşamaya devam etti fakat bir yandan da Amerika’nın dört bir yanını dolaşarak alışılmadık işlerde çalıştı. 1950lerin başında Los Angeles’ta postacı olarak çalışmaya başladı ama bu işi de 2.5 yıl daha sonra bıraktı. 1955’te ülser yüzünden hastaneye kaldırıldı. Ölümden dönmüştü. Hastaneden çıktıktan sonradan şiir yazmaya başladı. 1957’de yazan ve şair Barbara Frye’la evlendi. Frye, “Harlequin” adında bir şiir dergisi çıkarıyordu. Tanışmalarından önce Frye, Bukowski’ye boynunu kısa gösteren ve doğuştan gelen hastalığı yüzüden kimsenin onla evlenmeyeceğinden korktuğunu söyleyen bir mektup yazmıştı. Bukowski de bu mektuba karşılık olarak onunla evlenebileceğini söylemişti. Çift, 1959’da boşandı. Bu boşanmanın arkasından Bukowski her yerde alkol içmeye ve şiir yazmaya başladı. Benzer yıl, birincil şiir kitabı olan “Flower, Fist and Bestial Wail” piyasaya sürüldü.

İLGİLİ BİYOGRAFİ :   Christian Bale

Yazar, bu sıralarda postanedeki eski işine geri döndü ve 10 yılı aşkın bir süre bu işi yaptı. Birlikte yaşadığı ancak hiç evlenmediği Frances Smith’deri 1964 yılında Mariana Louise Bukowski adlı bir kızı oldu. Tuscon’da yaşamaya başladı. Burada Jon ve Gypsy Lou Webb’le tanıştı. Webbler, “The Outsider” adında bir dergi çıkarıyordu ve Bukowski’nin bazı şiirlerini bu dergide yayınladılar. Yazar, Jon ve Gypsy Lou’nun bir arkadaşı olan Franz Douskey ile bu sırada tanıştı. Dördü, sürekli olarak Webblerin evinde süre geçiriyorlardı. 1969’da, yayıncı John Martin’den ayda 100$ maaş karşılığında Black Sparrow Yayın’tan (şimdiki ismiyle HarperColins/ECCO) çalışma teklifi bölge Bukowski, postanedeki işini bırakıp bütün zamanını yazarlığa ayırma kararı aldı. Bukowski bu kararı için “postacı olarak kalmak ya da yazar olup açlıktan sürünmek” arasında kaldığını ve ikinci seçeneği seçim ettiğini söylemişti. Postaneden ayrıldıktan sonraki 1 ay içinde, yazan, ilk romanı “Post Office”’i bitirdi. Bukowski fenomeni bu noktada hız kazanmaya başladı. Kendisine karşısında olan inancına ve finansal yardımlarına karşılık olarak, Bukowski kitaplarının birçoğunu Black Sparrow’dan çıkarttı. 1976’da Linda Lee Beighle’la tanışan yazan, 2 sene onunla birlikte yaşadıktan sonra Doğu Hollywood’a taşındı. “Women” ve “Hollywood” adlı kitaplarında “Epilepsi” adıyla anılan Beighle ve Bukowski, 1985 yılında evlendi.

Charles Bukowski, 9 Mart 1994’te San Pedro, Kalifornia’da lösemiden öldü. “Pulp” adlı romanını ölümünden kısa bir zaman önce tamamlamıştı. Vefat töreni Budist rahipler kadar yönetildi. Yazarın mezar taşına “Denemeyin” yazıldı. Eşi Linda’ya kadar bunun anlamı şu; ek yaptığınız denemek demektir. Bu yüzden denemeyin, sadece yapın.”

İLGİLİ BİYOGRAFİ :   Charles Dickens

Eleştirmenler, Bukowski’nin yapıtlarının erkeklerin fantazilerinin ayrıntılı bir tasviri olduğunu düşünüyordu çünkü yazar, eserlerinde daima sorumsuz, özgür ve serseriydi. Ölümünden daha sonra da hayatı ve eserleri hakkında çoğu eleştiri kitabı basıldı. Içki problemi olan ve hayattan hoşnutsuz çoğu insan için bir rol modeli olsa da, Bukowski akademik çevrelerden hiçbir süre tatmin edici ilgiyi göremedi. Ama Bukowski hakkında onlarca eleştirel kitap yayınlandı.

ECCO Yayınevi, halen yazarın minik çaplı dergilerde meydana çıkan hikayelerini kitap halinde yayınlamakta. Eşi Linda, yazarın arşivini 2006 yılında Huntington Kütüphanesi’ne bağışladı. Bukowski’nin hayatının anlatıldığı veya kitaplarından uyarlanan belgelere dayanan ve filmler ise şöyle: “Bukowski” (1973), “Tales of Ordinary Madness” (1981), Mickey Rourke ve Faye Dunaway’in rol aldığı 1987 yapımı “Barfly” (Bukowski’nin Hollywood adlı romanında bu filmin çekimleri anlatılmaktadır), Belçika yapımı “Crazy Love” (1987), “Cold Moon” (1988), Bono, Tom Waits, Sean Penn gibi Bukowski hayranı ünlülerin yer aldığı “Bukowski: Born Into This” (2004), Yunanistan yapımı “Social Dinner” (2004), aynı adlı romanından uyarlanan ve Matt Dillon’un oynadığı “Factotum” (2004) ve “Bring Me Your Love” (2006).

Bukowski’nin bir yazar olarak kullandığı favori öğelerden biri Los Angeles’tı. Bu şehri ne değin fazla sevdiğini çoğu röportajında daima dile getirmiş, ruhen daima orada olacağını söylemişti. John Fante, Fyodor Dostoyevsky, Anton Chekhov, Ernest Hemingway, yazarın etkilendiği isimlerdi.

Bukowski, kitaplarında kendisi için Henry Chinaski ismini kullanır. Eserlerinde içki, uyuşturucu, seks ve perişan hayatlardan bahseder. Ara Sıra olağadışı öğeleri kullanır. Çoğunlukla kendi hayatından kesitler sunar ve bunu daima bariz ve süslenmemiş cümleler kullanarak yapar. Geniş bir hayalgücüne ve ufka sahiptir. tutkuları at yarışı, kadınlar ve alkoldür. Sean Penn, 1995 yapımı “The Crossing Guard” adlı filmini yazara ithaf etmiş ve onu fazla özlediğini söylemiştir. Jean Genet ve jean-paul-sartre, Bukowski’yi “Amerika’nın en iyi şairi” olarak tanım eder.

İLGİLİ BİYOGRAFİ :   Christine Taylor
Etiketler
Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı